Haber

Tarihin Koca Çınarı Devrildi İlber Ortaylı'ya Veda

Türkiye, bugün sadece saygın bir akademisyeni veya çok okunan bir yazarı değil; geçmişi günümüze bağlayan en sağlam köprülerinden birini, yaşayan en büyük hafızasını kaybetti. Kendine has üslubu, derin bilgeliği, tatlı-sert tavırları ve yediğinden içtiğine, gezdiği yerden okuduğu kitaba kadar 7'den 70'e herkese ilham olan büyük usta Prof. Dr. İlber Ortaylı, 78 yaşında hayata gözlerini yumdu. O, bilgi birikimini yalnızca üniversite amfilerinde ya da tarih kitaplarının tozlu sayfalarında tutmayı reddeden; o sayfaları sokaklara, evlerimize ve dijital ekranlara taşıyan eşsiz bir aydındı.

Yoğun Bakım Süreci ve Gelen Acı Haber

Bir süredir sağlık sorunlarıyla amansız bir mücadele veren ve Koç Üniversitesi Hastanesi'nde yoğun bakımda tedavi gören İlber Hoca'dan gelecek umut verici haberleri tüm Türkiye dualarla bekliyordu. Ancak perşembe günü durumunun ağırlaşıp entübe edilmesinin ardından, 13 Mart Cuma günü korkulan oldu ve o acı haber ulaştı. Vefat haberi, onu bir hoca, bir rehber ve kendi evinden bir aile büyüğü gibi gören milyonlarca insanı yasa boğdu. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da yayınladığı taziye mesajında, "Türkiye büyük bir değerini, bir tarih dâhisini yitirdi" sözleriyle bu eşsiz kaybın ne denli sarsıcı olduğunu dile getirdi. Gerçekten de, gölgesinde milyonların serinlediği dev bir çınarı sonsuzluğa uğurladık.

Sürgünden Zirveye İlber Ortaylı'nın İlham Veren Hayat Hikayesi

21 Mayıs 1947'de, Avusturya'nın Bregenz şehrinde, İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu atmosferinde Kırım Tatarı bir ailenin evladı olarak dünyaya gözlerini açtı. Henüz iki yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye'ye, anavatanına göç etti. Farklı dillerin, köklü geleneklerin ve zengin kültürlerin harmanlandığı bir evde büyüyen Ortaylı, bu çok kültürlülüğü tüm akademik hayatının temel taşı haline getirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde tarih eğitimi aldıktan sonra, sınırları aşarak Viyana ve Chicago üniversitelerinde eğitimine devam etti. "Tarihçilerin kutbu" olarak bilinen Halil İnalcık'ın rahleyi tedrisinden geçti. İleri seviyede bildiği Almanca, Rusça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Farsça gibi diller sayesinde, Osmanlı ve Avrupa tarihini daima birinci elden kaynaklardan okudu ve sarsılmaz temeller üzerine inşa etti.

Tarihi "Sıkıcı" Olmaktan Çıkaran, Gençlerin Sevgilisi Bir Bilge

İlber Ortaylı'yı çağdaşı olan pek çok değerli akademisyenden ayıran en büyük özellik, yüksek akademik bilgiyi fildişi kulesinden indirip halkla kucaklaştırma yeteneğiydi. 2005-2012 yılları arasında büyük bir tutkuyla yürüttüğü Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü görevi sırasında, kültürel mirasımıza sahip çıkmanın ne demek olduğunu tüm topluma yaşayarak gösterdi. Televizyon ekranlarında ve YouTube kanallarında saatlerce süren sohbetleri, gençler tarafından adeta bir dizi heyecanıyla, soluksuz izlendi. O; ezberci eğitime, okumadan fikir sahibi olanlara, tarihi popülist emellerle çarpıtanlara karşı hep dimdik, tavizsiz durdu.

Gençlere sürekli dünyayı gezmelerini, yeni diller öğrenmelerini, müzelere, tiyatroya ve operaya gitmelerini öğütledi. Onun o meşhur ve tatlı "cahil" çıkışları, aslında toplumun silkelenmesi, daha iyiye, daha güzele ve daha donanımlı olmaya yönelmesi için atılmış zihinsel tokatlardı.

Ardında Bıraktığı Ölümsüz Eserler ve Büyük Miras

Bedeni bugün aramızdan ayrılmış olsa da, İlber Ortaylı yazdığı sayısız kült eserle yüzyıllar boyunca zihinlerimizi aydınlatmaya devam edecek. "İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı", "Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek", "Türklerin Tarihi", "Gazi Mustafa Kemal Atatürk" ve hepimize birer hayat pusulası niteliğinde olan "Bir Ömür Nasıl Yaşanır?" gibi başyapıtları, kütüphanelerimizin en değerli başköşesinde nesilden nesile aktarılacak. O bizlere yalnızca tarih öğretmedi; bir milletin kendi geçmişiyle nasıl barışacağını, o geçmişten nasıl doğru dersler çıkaracağını ve aydınlık geleceğe nasıl sağlam adımlarla yürüyeceğini gösterdi.

Son Veda Güle Güle Büyük Usta, Güle Güle İlber Hoca

Bugün, ekranlarda onun o hafif müstehzi tebessümünü, engin denizler kadar derin bilgisinden süzülüp gelen kelimeleri ve hepimizi düşünmeye sevk eden o eşsiz analizlerini derin bir özlemle anıyoruz. İlber Hoca, 78 yıllık ömrünü bilime, ülkesine, gençlere ve aydınlanma ideallerine adadı. Şimdi bizlere, yani onun ardında bıraktığı milyonlarca öğrencisine düşen en büyük görev; onun açtığı yoldan cesaretle ilerlemek, çok okumak, durmadan sorgulamak ve entelektüel cehaletle savaşmaya devam etmektir.

Ülkemizin başı sağ olsun. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Bilginin ve tarihin yorulmaz seyyahı... Seni hiç unutmayacağız.

Paylaş: